Duman Defteri4 dk okuma
Deftere Dön
Bolu Dağı & Çevre10 Nisan 20264 dkİbrahim'in Yeri

Bolu Dağı Tarihi: Atatürk'ten Tünele Uzanan Yol

Osmanlı kervanlarından Cumhuriyet'in D100'üne, Atatürk'ün geçişinden modern tünele: Bolu Dağı'nın 600 yıllık tarihi ve Bakacak Mevkii'nin bu hikayedeki yeri.

Bolu Dağı'nda sisli dağ yolu, arka planda ormanlık yamaçlar
Foto · Bolu Dağı'nda sisli dağ yolu, arka planda ormanlık yamaçlar

Her gün D100'den geçen araçların büyük çoğunluğu gazı biraz azaltır, dağın tepesine yaklaşırken gözler virajlara takılır. Bakacak Mevkii'nde bizi bulmak için çıkış alanlarda. Ama bu yolun altında asırlarca süren başka bir hareket var: kervanların, ordularının, ticaret kafilelerinin hareketi. Bolu Dağı'nın biz fark etmesek de taşıdığı bir tarih var.

Biz burada duruyoruz, bu tarihin tam ortasında.

Osmanlı'nın Can Damarı: Orta Kol

İstanbul ile Anadolu'nun iç kesimleri arasındaki kara bağlantısı asırlar boyunca birkaç ana güzergahtan oluşuyordu. Osmanlı'nın "Orta Kol" olarak adlandırdığı güzergah, Üsküdar'dan başlar; Gebze, Bolu, Tosya, Merzifon, Tokat üzerinden Doğu Anadolu'ya uzanırdı. Bu yol üzerindeki en kritik doğal engel ise Bolu Dağı geçidiydi.

Kervan yolculuğu bugünkü anlamda konforlu değildi. Uzun yıllar boyunca yük hayvanları, tüccarlar ve devlet habercileri bu geçidi aştı. Kış aylarında kar ve buz geçidi kapayabilir, kafileler günlerce mahsur kalabilirdi. Osmanlı idaresi bu yüzden dağ geçidini stratejik bir nokta olarak gördü: güzergah üzerinde hanlar, karakol noktaları ve su tesisleri inşa edildi. Bölge halkına yol bakımı karşılığında vergi muafiyeti gibi ayrıcalıklar tanındığı da tarih kaynaklarında geçer.

Bakacak Mevkii'nin tam da bu güzergahın üzerinde konumlanmış olması bir tesadüf değildir. Bu nokta, yüzyıllar öncesinden tanımlanmış bir mola ve geçiş yeridir.

Geçidin Adı, Hikayesi

Bolu Dağı geçidi yaklaşık 900-950 metre yükseklikte yer alır. Kaynaşlı tarafından bakıldığında tırmanış uzun ve dikeydir; 13 kilometreyi aşan bir çıkış. Bolu tarafından iniş daha yumuşak, daha kısa. Bu asimetri geçidin karakterini belirler: güneybatı yönünden gelen araç daima daha fazla soluk alır.

Geçidin "Bakacak" adı, rivayete göre, uzak mesafeden bile Bolu ovasına ve dağ eteklerine hakim olan bakış açısından gelir. Bu noktada duran biri gerçekten çevre köylere, ormanlık yamaçlara ve ufkun derinliklerine bakabilir. Adın bu görsel egemenlikten türediği söylenir; ancak kesin bir belgeye dayanan dilbilimsel bir açıklama elimizde yok.

Cumhuriyet ve Atatürk'ün Bolu Geçişleri

Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra İstanbul-Ankara karayolu bağlantısı stratejik önemini korudu, üstelik arttırdı. 1930'lara gelindiğinde Bolu Dağı, her hükümet yolculuğunun, her ticaret konvoyunun geçmek zorunda olduğu köprübaşıydı.

Mustafa Kemal Atatürk, 17-18 Temmuz 1934 tarihinde Bolu'yu ziyaret etti. Cumhuriyet tarihinin bu ilk resmi Bolu ziyaretinde Atatürk, Halkevi misafir defterine şunları yazdı: "Bolu Halkevi'nde bir gece kaldım. Bolu'nun güzelliğinden ve halkın coşkulu sevincinden çok etkilendim."

Ankara'dan Bolu'ya ulaşmak için geçilmesi gereken bu dağ yolu, yüzyıllardır süregelen kaderi devam ettiriyordu: önemli her geçiş buradan olurdu.

D100 ve Yolun Modernleşmesi

Cumhuriyet döneminin karayolu hamlesiyle birlikte Bolu Dağı geçidi, sistematik olarak asfaltlandı ve standartlaştırıldı. Türkiye'nin en uzun karayolu güzergahlarından biri olan D100, bu noktadan geçerek İstanbul ile Ankara'yı birbirine bağlar.

D100, bugün de Bolu Dağı'nı geçer. Tünel açılmadan önce tek yol buydu; kış şartlarında kapanabilir, yoğun karda konvoylara jandarma eşlik ederdi. Yolun o bölümdeki her virajı, onlarca yıldır sürücülerin ezberindeydi.

Biz de bu yolun üzerindeyiz. Tünel devreye girmeden önce D100 Bakacak Mevkii'nden geçen her araç buradan görülürdü. Hala görülür. Tünel tercih edenler Kaynaşlı çıkışını alır; D100 devam edenler doğrudan bizim önümüzden geçer.

Tünelin Hikayesi: 16 Yıl, 17 Bakan, 890 Milyon Dolar

Bolu Dağı Tüneli projesi 1987'de tasarlandı, ilk kazı 16 Nisan 1993'te başladı. Ama bu hikaye düz bir inşaat hikayesi değildi.

1999 Düzce Depremi tünel inşaatını derinden sarstı. Betonarme olmayan bölümler çöktü; 32 işçi acil tahliye kapısından canını zor kurtardı. Proje yeniden projelendirilmek zorunda kaldı, güzergah değiştirildi, 542 sismik izolatör sistemi eklendi. 2002 yılına kadar 13 yılda yalnızca yüzde 38 ilerleme sağlanabilmişti.

Kalan yüzde 62, sonraki 5 yılda tamamlandı.

23 Ocak 2007 — tünel açıldı. Toplam maliyet yaklaşık 890 milyon dolar. Proje boyunca 17 Ulaştırma Bakanı değişmişti.

Tünelin her iki tüpü toplam yaklaşık 2.900 metre uzunluğunda, her yönde 3 şerit. Bolu Dağı geçişi 35 dakikadan 15 dakikaya indi; İstanbul-Ankara yolculuğu 3,5 saate geriledi. 2022 yılında tek yılda 12 milyon araç bu tünelden geçti.

Bakacak Mevkii: Yolun Hafızası

Tünel açılınca D100 Bakacak yolunun trafiği azaldı; bu kaçınılmazdı. Ama azalmak yok olmak değil. Bugün hala tehlikeli madde taşıyan araçlar tünelden geçemez; D100'ü tercih eder. Hala sabah erken saatlerde yola çıkan, dağ manzarasını görmek isteyenler, eski yolu seçenler bu yoldan geçer.

Ve biz hala buradayız.

Osmanlı kervan yolu üzerindeki han ve kervansarayların rolü neydi? Yorgun yolcuya sıcak bir yer, bir tabak yemek, güvenli bir konaklama sunmak. Biz de temelde aynı şeyi yapıyoruz. Sadece meşe kömürlü ızgara ile.

Bakacak Mevkii'nin konumu, D100 üzerindeki yeri ve nasıl ulaşılacağı hakkında daha fazlası için bakabilirsiniz.

Bolu Dağı'nın tarihi yalnızca kitaplarda değil, bu yolda, bu virajlarda, bu dağ havasında yaşıyor. Her araç geçişinde, her mola duruşunda bir parçası devam ediyor.

Biz de bu hikayenin içindeyiz. Tüm yazılarımız için blogumuza bakabilirsiniz.

Gelirken sizi burada bekliyoruz. Ateş hazır.
—∎—